Almanya'daki Simavlılar Dikkat!!!

Haziran 2, 2009

Almanya’da oturan gurbetçi Simavlıların okuması gerken bir haber:

Avrupa’daki PKK bağlantılı şirketlerin, Almanya merkezli Kürt İşverenler Birliği’nce terör örgütü PKK’ya yılda 1 milyar Avro aktardığı belirtiliyor. MİT raporuna giren şirketler:

Terör örgütü PKK’nın silah ve cephanelerinin Almanya’da faaliyet gösteren Uluslararası Kürt İşadamları ve İşverenler Birliği (KARSAZ) üyesi şirketlerin sağladığı gelirle satın alındığı öne sürüldü.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), terör örgütü PKK’nın Avrupa’daki para trafiğini aylar süren çalışma sonucu deşifre etti. MİT’in hazırladığı raporlardaki bilgilerden yola çıkan SABAH muhabiri, Avrupa’da on gün boyunca PKK’nın, uyuşturucu geliri başta olmak üzere bütün finans kaynaklarının idare edildiği şirketlerin izini sürdü.

Sabah muhabiri, Almanya’nın Frankfurt ve Isenburg, Hollanda’nın Rotterdam kentleri ile Belçika’nın başkenti Brüksel ve Fransa’nın başkenti Paris’te şirketlerin adreslerini bulup görüntüledi. Araştırmamıza göre, PKK’nın Avrupa faaliyetlerinin odağında Almanya yer alıyor. Merkezi Frankfurt’ta bulunan KAR-SAZ’a üye Almanya’daki şirketler, örgütün uyuşturucu parasının aklanmasında ve Kandil başta olmak üzere Kuzey Irak’taki PKK kamplarına gönderilmek üzere silah ve mühimmat temin edilmesinde önemli rol oynuyor.

Almanya’daki şirketler KAR-SAZ’ın toplam cirosunun yüzde 70’ini kontrol ediyor. KAR-SAZ’ın kâğıt üzerindeki resmi adresi ise Kaiserstrabe 60 Frankfurt. Ancak bu adreste sadece Çinli firmaların bulunduğu bir han var. KAR-SAZ’ın izine Almanya’dan sonra Belçika’da da rastlanıyor. KAR-SAZ, Brüksel’deki KON-KURD adlı Kürt dernekleri federasyonuna bağlı. İstihbarat raporlarına göre KON-KURD’u, perde arkasında PKK’nın Canan Kurtyılmaz’dan sonraki yeni Avrupa sorumlusu Sabri Ok yönetiyor.

BİN ÜYESİ VAR

PKK’nın finans kaynağı KAR-SAZ’a üye bin şirket bulunuyor. İstihbarat raporlarında bu şirketlerden 279’unun adı geçiyor. Buna göre 279 şirketten 147’si Almanya’da bulunuyor. Avrupa’da da Fransa’da 49, İsviçre’de 14, Hollanda’da 13, İngiltere’de 12, Avusturya’da 10, İsveç’te 8, Yunanistan’da 2, Danimarka, Belçika ve Romanya’da ise birer şirket var. Türkiye’de de biri İzmir, diğeri Diyarbakır’da olmak üzere iki KAR-SAZ üyesi bulunuyor. Bunlardan birinin Satranç Anonim Şirketi olduğu öne sürüldü. Raporlara göre, Diyarbakır’daki bir işadamı derneği de KAR-SAZ üyeleri arasında yer alıyor. KAR-SAZ üyesi şirketlerin çoğu gıda, inşaat ve tekstil şirketi. Türkiye, Hollanda ve Fransa makamlarının PKK’nın mali kaynaklarıyla ilgili raporları, KAR-SAZ’ın yılda 1 milyar Euro kara para akladığını ve bu parayı terör örgütüne gönderdiğini ortaya koyuyor. SABAH’ın ulaştığı belgelere göre, PKK, uyuşturucu gelirini bir Alman bankası aracılığıyla Ermenistan ve Güney Kıbrıs’taki bazı bankalara gönderiyor. PKK’ya ait şirket ve kişilere ait bu hesaplardaki parayla da terör kamplarına gönderilecek silah ve mühimmat satın alınıyor. PKK’nın kasası KAR-SAZ’ın faaliyetleri, Hollanda istihbarat teşkilatı AIVD’nin hazırladığı raporda, şu ifadelerle yer alıyor: “Çalışmalarımız sonucunda Mustafa Yıldırım ve Hacı Karakoyun’un PKK’nın finansörü olduğu anlaşılmıştır. Yıldırım, şirketleri aracılığıyla PKK’nın topladığı parayı ticaret adı altında Kuzey Irak’a aktarmaktadır. Bir muhbirimize göre Hollanda’da PKK’nın uyuşturucu alanında ve siyasi alandaki büyük gruplardan birinin başında Metin Cansız yer alıyor.” PKK’nın uyuşturucu trafiğini yöneten isimlerden birinin halen cezaevinde olan Hakkâri Yüksekovalı Hikmet Serdar olduğu öne sürülüyor.

kullanŞİRKETLER PARAVAN

MİT raporlarına göre, KAR-SAZ’ın Fransa’daki adresi ise “16 Rue Petites Ecuries 75010.” KAR-SAZ’ın bir dönem Paris temsilciliğini yapan Diyarbakır Liceli M. Zülküf Ekin adına Paris Ticaret Odası’na 425 118 999 sicil numarası ile kayıtlı 32 bin 927 Euro sermayeli AZED Constuction adlı bir müteahhitlik firması bulunuyor. Aynı adreste 2001 yılında 120 bin euro sermayeye sahip Paris Ticaret Odası’na 435 194 832 numara ile kayıtlı olan Enterprise MEDEN ve ZEDAR Prestation adlı şirketler yer alıyor. Ancak raporlarda bu üç şirketin PKK’nın uyuşturucu parasını aklayıp KAR-SAZ’a aktarmak için faaliyet gösteren tabela firması olduğu ileri sürülüyor.

PKK finansörü şirketlerin listesi

Terör örgütü PKK’ya finans sağlayan şirketler listesinde Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın pek çok ülkesindeki holdingler, inşaat firmaları, tekstilciler, toptan gıda marketlerinin ismi bulunuyor

SABAH, terör örgütü PKK’nın Avrupa’daki finans kaynağı Uluslararası Kürt İşadamları ve İşverenler Birliği’ne (KAR-SAZ) üye olan ve destek veren şirketlerin listesinin bulunduğu istihbarat raporuna ulaştı. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) PKK’nın Avrupa’daki yapılanmasıyla ilgili bir raporuna ekli listede, Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın pek çok ülkesindeki holdingler, inşaat firmaları, tekstilciler, dönerciler, pizzacılar ve toptan gıda marketlerinin ismi bulunuyor. MİT’in raporundaki bilgilerden yola çıkarak PKK’ya finans sağlayan KAR-SAZ’ın izini Almanya’dan sonra Belçika’da da süren SABAH muhabiri, bu sözde ekonomi birliğinin bağlı olduğu Brüksel’deki KON-KURD (Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonu) merkezini de görüntüledi. Rue Jean Stas 41, 1060 adresindeki KON-KURD binası silahlı kişiler tarafından korunuyor. PKK’nın üst düzey ismi Sabri Ok’un da Brüksel’de ikamet ettiği ve KONKURD’a gidip geldiğini MİT tespit etti. Sabri Ok, KON-KURD’un perde arkasındaki Avrupa sorumlusu. Öcalan’ın en yakınında ve PKK’nın ilk silahlı eylemlerinde rol alan Sabri Ok’un ismi son olarak polisin 15 ilde gerçekleştirdiği Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) TürkiyeMeclisi adındaki yapılanmasına yönelik operasyonda gündeme gelmişti. İddianamede, Ok’un KCK’nin Avrupa Koordinasyonunun başına getirildiği belirtiliyor.

MASAK’IN HEDEFİNDE

Önceleri Avrupa ülkelerinde KOBİ’ler gibi (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler) örgütlenen KAR-SAZ’ın şirketleri zamanla büyüyüp holdingleşti. KAR-SAZ, Avrupa’daki yandaşlarının uyuşturucu parasını aklarken, parayı mali suçları araştırma kuruluşlarının dikkatini çekmesin diye farklı kişilerin hesaplarına aktarıyor. Bu para PKK ile paylaşılıyor. MİT, Avrupa’daki terör finansörü şirketlerin listesini Mali Suçlar Araştırma Kurulu’daki (MASAK) “Terörün Finansmanı ve Değerlendirme Grubu”na verdi. MASAK, Almanya, İtalya, Fransa, Avusturya, Yunanistan, Belçika ve İsviçre gibi ülkelerdeki KAR-SAZ şirketlerini mercek altına aldı. MASAK, ülkelerle anlaşma yaparak terörle ilgili bilgilerin doğrudan Türkiye’ye verilmesini istiyor.

İşte terör holdinginin bazı şirketleri
Anatou Schneiderel-Almanya
Avaşin Holding-Almanya
Medye TV, Korkmaz Garten Landschaftsbau-Almanya
Kurd Com-Almanya
Mala Kurda-Almanya
Mezopotamya-Almanya
Roj Two Polat Fleisch Gmbh-Almanya
Roj Online-Almanya
Zozaan Amed-Almanya
Yıldırım Musa Kurierdients-Almanya
Azet Constuction-Fransa
Charlet Du Nord-Hacı Karakoyun-Fransa
Amed Plc-İngiltere
Kürt Esnaf ve İşadamları Birliği- İsviçre
Orient Platform Sarl-İsviçre
Erbil B.V.-Hollanda
Kandill Imbis Morgil Gmbh-Avusturya
Karmenio-Yunanistan
Fazilet-Belçika
Geleri Exp.-Romanya

DESTEK VERİYORLAR
PKK’lı Hacı Karakoyun’un Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan kafeteryası (üstte). Avrupa’da bir çok pizzacı, dönerci ve market parasal açıdan terör örgütü PKK’ya destek veriyor.

Etiketler: terör pkk finans kaynakları almanya

Sabah


Senin Örgütün Bir Melekti Yavrum

Nisan 20, 2009

Bir kutsama, ulvileştirme, yüceltme yarışıdır aldı başını gidiyor Holding Medyası’nda… Yıllar önce yazmıştım aslında; meselenin özü AK Parti değil, örtü filan değil… Bakmayın siz ‘türban ayrı, başörtüsü ayrı’ cambazlığına… Andıç yazarlarının hemen hepsi bu palavraya sıkı sıkıya sarılırlar; çünkü başka türlü kıvırma zeminleri kalmamıştır. Onlara göre ‘Türban, Anadolu kadınlarının örtüsü gibi değil.’ Dersiniz ki, bu kızlar uzaydan ışınlanmış, Anadolulu anne-babaları hiç yok!

Aslında bu dalavereyi yıkmak çok basit. ‘Eh madem türban tehlikeli, Anadolu başörtüsü değil, bırakınız kızlar Anadolu başörtüsü ile girsin okullarına’ derseniz ‘kem küm’ başlar. Üstelik daha fena açıkları var, hadi kızını ‘tehlikeli uzay türbanlısı’ diye okula almadınız annelerini niye sokmuyorsunuz, mezuniyet, yemin törenlerine?

Kimse kimseyi kandırmasın sevgili holding medyasındaki silah arkadaşlarımız, kimse kimseye dubara yapmasın. Birbirimizi tanıyoruz biz. 28 Şubat’ta olduğu gibi, Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi, kapatma tiyatrosunda olduğu gibi. Meselenin daha köklü, daha derinlerde olduğunu biliyoruz artık.

Daha birkaç gün evvel, kendinden başka kaale alanı olmadığı halde kendini acayip önemseyen bir arızalı amcanız yazmıştı ya; bu imam hatipliler teröristtir, tehlikelidir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de aklı sıra Ermeniliği tehlikeli bir şey gibi gösterdiğinin farkında bile olmayarak, ‘Bunlardan biri olmasın, isterse Ermeni olsun’ diye yazmamış mıydı? Bakış açısı bu, hiç öyle “melekler-şeytanlar” cinliğine kalkışmayınız.

Enteresan olan ise şu:

Bu davanın üzerine artık birkaç köşe yazısı, ‘al gülüm ver gülüm’ türü röportajlar, haberler ile kapatabileceklerine hâlâ inanıyor olmaları çok şaşırtıcı. Onca cephanelikler, suikast planları, kemikler, kuyular, paralar, yasa dışı yapılanmalar, evler, karargâhlar, burslar, ödüller, vaatlerin üzeri 9 sütuna manşet meleklik romantizmi ile kapanmaz artık. Dün ‘Av tüfeğiyle darbe’ manşetiyle maymunluk yapanların bugün Rahibe Teresa’cılık oynamasına sadece tebessüm edilir. Açıp bakın iddianameyi. Okuyun hele bir. Sahte şahit tutmaktan, falanca mahkemeye aracı yollamaktan, ‘aman gözünü seveyim bu delili yok et, yoksa bittik… Hatta evimi sana veririm ne olur aman yap’ diye muhabbet çevirenlerden onlar haberdar değil mi sanki?

Bal gibi biliyorlar… Ama hâlâ onlara göre, bu dava siyasî ve inandırıcılığını yitirmiş!

Alçakça cinayetler sonrasında mütedeyyin kesimi hedef yerine oturtup atışı serbest yapan, ‘Türkiye’nin 11 Eylül’ü’ diyerek toplumdaki inançlı kesimi hedef gösterenlerin davanın sulandırılmasından başka yolları kalmadı çünkü. Ortaya çıkan kemikler, cephanelikler, yazışmalar, konuşmalar onları da bu işin içine sokuyor zira. Katkı vermemiş olsalar bile katkı verenleri pekâla biliyorlar, muvazzaf olanları sigortalı olarak çalıştırıyorlar, bilerek veya bilmeyerek yeri geldiğinde kendilerini kullandırtıyorlar.

‘Laik mürebbiye’ rolünü pek sevdiler. Bugün ikide bir ‘Türkan anne’ yazılarıyla milletin rikkatini, şefkatini hedef alıp, romantik romantik sıyırmaya kalkışanlar, 1999’da işleri güçleri eğitim ve bu milletin çocuklarının okuması, uluslararası düzeyde bir yerlere gelmesinden başka bir şey olmayan kitle için Ergenekoncuların karanlık mahzenlerde kurguladığı oyunları sahnelemekten geri durmayanlardı.

Halep oradaysa arşivler de burada sevgili Holding Medyası sakinleri… Açar açar yüzünüze vurulur yazdıklarınız, infazlarınız, insafsızlıklarınız.

Hiç kimse kusura bakmasın, millet işin farkında ve çekilen sifonun sonuna kadar pisliği götürmesini istiyor. Kim karanlık işlere bulaşmışsa, kim bu milleti ahmak yerine koyup kaderiyle oynamaya kalkışmışsa, kim Ergenekon izbelerinde, karanlık odaların folyolu duvarları arkasında entrika çevirmişse ortaya çıkarılmasını istiyor.

“Senin örgütün bir melekti yavrum” romantizmini kimse yutmaz, yutmayacaktır.


Senin Örgütün Bir Melekti Yavrum

Nisan 20, 2009

Bir kutsama, ulvileştirme, yüceltme yarışıdır aldı başını gidiyor Holding Medyası’nda… Yıllar önce yazmıştım aslında; meselenin özü AK Parti değil, örtü filan değil… Bakmayın siz ‘türban ayrı, başörtüsü ayrı’ cambazlığına… Andıç yazarlarının hemen hepsi bu palavraya sıkı sıkıya sarılırlar; çünkü başka türlü kıvırma zeminleri kalmamıştır. Onlara göre ‘Türban, Anadolu kadınlarının örtüsü gibi değil.’ Dersiniz ki, bu kızlar uzaydan ışınlanmış, Anadolulu anne-babaları hiç yok!

Aslında bu dalavereyi yıkmak çok basit. ‘Eh madem türban tehlikeli, Anadolu başörtüsü değil, bırakınız kızlar Anadolu başörtüsü ile girsin okullarına’ derseniz ‘kem küm’ başlar. Üstelik daha fena açıkları var, hadi kızını ‘tehlikeli uzay türbanlısı’ diye okula almadınız annelerini niye sokmuyorsunuz, mezuniyet, yemin törenlerine?

Kimse kimseyi kandırmasın sevgili holding medyasındaki silah arkadaşlarımız, kimse kimseye dubara yapmasın. Birbirimizi tanıyoruz biz. 28 Şubat’ta olduğu gibi, Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi, kapatma tiyatrosunda olduğu gibi. Meselenin daha köklü, daha derinlerde olduğunu biliyoruz artık.

Daha birkaç gün evvel, kendinden başka kaale alanı olmadığı halde kendini acayip önemseyen bir arızalı amcanız yazmıştı ya; bu imam hatipliler teröristtir, tehlikelidir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de aklı sıra Ermeniliği tehlikeli bir şey gibi gösterdiğinin farkında bile olmayarak, ‘Bunlardan biri olmasın, isterse Ermeni olsun’ diye yazmamış mıydı? Bakış açısı bu, hiç öyle “melekler-şeytanlar” cinliğine kalkışmayınız.

Enteresan olan ise şu:

Bu davanın üzerine artık birkaç köşe yazısı, ‘al gülüm ver gülüm’ türü röportajlar, haberler ile kapatabileceklerine hâlâ inanıyor olmaları çok şaşırtıcı. Onca cephanelikler, suikast planları, kemikler, kuyular, paralar, yasa dışı yapılanmalar, evler, karargâhlar, burslar, ödüller, vaatlerin üzeri 9 sütuna manşet meleklik romantizmi ile kapanmaz artık. Dün ‘Av tüfeğiyle darbe’ manşetiyle maymunluk yapanların bugün Rahibe Teresa’cılık oynamasına sadece tebessüm edilir. Açıp bakın iddianameyi. Okuyun hele bir. Sahte şahit tutmaktan, falanca mahkemeye aracı yollamaktan, ‘aman gözünü seveyim bu delili yok et, yoksa bittik… Hatta evimi sana veririm ne olur aman yap’ diye muhabbet çevirenlerden onlar haberdar değil mi sanki?

Bal gibi biliyorlar… Ama hâlâ onlara göre, bu dava siyasî ve inandırıcılığını yitirmiş!

Alçakça cinayetler sonrasında mütedeyyin kesimi hedef yerine oturtup atışı serbest yapan, ‘Türkiye’nin 11 Eylül’ü’ diyerek toplumdaki inançlı kesimi hedef gösterenlerin davanın sulandırılmasından başka yolları kalmadı çünkü. Ortaya çıkan kemikler, cephanelikler, yazışmalar, konuşmalar onları da bu işin içine sokuyor zira. Katkı vermemiş olsalar bile katkı verenleri pekâla biliyorlar, muvazzaf olanları sigortalı olarak çalıştırıyorlar, bilerek veya bilmeyerek yeri geldiğinde kendilerini kullandırtıyorlar.

‘Laik mürebbiye’ rolünü pek sevdiler. Bugün ikide bir ‘Türkan anne’ yazılarıyla milletin rikkatini, şefkatini hedef alıp, romantik romantik sıyırmaya kalkışanlar, 1999’da işleri güçleri eğitim ve bu milletin çocuklarının okuması, uluslararası düzeyde bir yerlere gelmesinden başka bir şey olmayan kitle için Ergenekoncuların karanlık mahzenlerde kurguladığı oyunları sahnelemekten geri durmayanlardı.

Halep oradaysa arşivler de burada sevgili Holding Medyası sakinleri… Açar açar yüzünüze vurulur yazdıklarınız, infazlarınız, insafsızlıklarınız.

Hiç kimse kusura bakmasın, millet işin farkında ve çekilen sifonun sonuna kadar pisliği götürmesini istiyor. Kim karanlık işlere bulaşmışsa, kim bu milleti ahmak yerine koyup kaderiyle oynamaya kalkışmışsa, kim Ergenekon izbelerinde, karanlık odaların folyolu duvarları arkasında entrika çevirmişse ortaya çıkarılmasını istiyor.

“Senin örgütün bir melekti yavrum” romantizmini kimse yutmaz, yutmayacaktır.


Öğrencilere ve Araştırmacılara Özel Tarayıcı

Nisan 17, 2009

İnterneti derslerinizle ilgili bilgilere erişmek için veya ufak bilgilerden dev araştırmalar çıkarmak için kullanıyorsanız, Student Pad tam size göre.

Web siteleri için ayrı, Word belgesi için ayrı tarayıcı açmak zor geliyorsa, öğrenciler için geliştirilen Student Pad adlı web tarayıcısı ile her ikisini tek uygulamada toplayabilirsiniz. Alt kısımda web sitelerini açarken, üstte de bir zengin metin biçimlendirici barındıran Student Pad, ayrıca karekök hesabı yapan bir hesap makinesine ve Gmail ya da Hotmail hesaplarından kolayca e-posta göndermenizi sağlayan bir e-posta istemcisine sahip.

Yazının devamını oku »


Nur'un Büyük Kumandanı: Zübeyr Gündüzalp

Nisan 16, 2009

Bir kısım büyük zâtlar var kir onlar hayatta iken meşhur olmamıştır, daima kendini gizlemiş ve saklamıştı.
Bir futbolcu gibi, bir boksör veya güreşçi gibi büyük kitleler tarafından tanınmamıştır.
Büyük kitlelere hitap etmemiştir bunlar yer altına düşen çekirdek gibi,
ölümden sonra çiçek açar, yapraklanır, koku ve meyve vermeye başlarlar.
Onların, bu bilinmez zâtların hayatı ölümlerinden sonra başlar.

İşte Zübeyir Gündüzalp da bunlardan birisidir.
Gerçek önderler, hakikî rehberler ve yol göstericiler de bunlardır zaten…

Yazının devamını oku »


Arka Bahçe'de Ergenekon İcraatları

Nisan 15, 2009

Ergenekon, Kıbrıs’ta sadece seçime müdahale etmemiş, ‘Yavru Vatan’ı âdeta ‘arka bahçe’ye çevirmiş!

Ergenekon Silahlı Terör Örgütü’nün izi ‘Yavru Vatan’ Kıbrıs’a uzandı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile eski Başbakan Derviş Eroğlu hakkında soruşturma talep etti. Ada’ya uzanan soruşturmanın, 19 Nisan’daki Kıbrıs seçimlerinde dengeleri değiştireceği iddia ediliyor. Geçen hafta KKTC Hukuk Dairesi’ne (başsavcılık) başvuran Soyer, Ergenekon iddianamesinde yer alan bilgilere dikkat çekti:

Yazının devamını oku »


İntikam Alan Kaybedebilir

Nisan 14, 2009

Azerbaycan yöneticilerinin yerinde olsaydım Ermenilerin işgal ettikleri toprakları geri almanın peşinde koşmaz, Ermenistan’ın bütünü üzerine bir proje geliştirirdim. Yeterli doğal kaynağı olmayan, ekonomik sorunlarla boğuşan bu ülkenin tamamını kontrol edebileceğimi düşünür, benden bir parça koparanın tümüne talip olurdum.

Bütün yerine parça üzerinde hesap yapmak yaygın bir davranış biçimidir. Türkiye Kuzey Irak, hatta Irak’ın tamamına yönelik bir politika oluşturmak yerine Kerkük’ün statüsü, Türkmenleri hakları için mücadele etmekteydi ve kamuoyu bu konuda şartlandırılmıştı. Bu konular istediğimiz biçimde sonuçlansa bile Irak’ı kim kontrol ediyorsa içindeki bir bölgeyi ya da etnik bir unsuru onların kontrol edeceği düşünülmüyordu.

Yazının devamını oku »


Tarikatlar da Okul Açar

Nisan 14, 2009

ABD Başkanı Barack Obama’nın Türkiye ziyaretinin ardından “sıcak gündemler” arasındaki yerini alan “Ruhban Okulu” tartışmasına, TBMM AB Komisyonu Başkanı ve eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış da “tarikat uyarılı” açıklamasıyla katıldı.

‘TAVIR RUM CEMAATE DEĞİL’

Meclis’te bir grup gazeteciyle sohbet eden Yakış, Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun açılması halinde “tarikatların da üniversite kurmak isteyebileceğini” söyledi. Yazının devamını oku »


Eynal İsmi ne Anlama Geliyor?

Nisan 7, 2009

SİMAV İlçesini turizme açan EYNAL KAPLICASININ adı fetih dönemi önderi bir yöneticinin adından geliyor…

1932-1934 Yılları arasında Simav Belediye Başkanlığı yapan İSTİKLAL MARŞIMIZIN YAZARI Mehmet Akif Ersoy’un öğrencisi Şair SABİT EREN’in bir şiirinde Simav’ın ünlü kaplıcası EYNAL şöyle dile getiriliyor;

“Koştum tatlı beldeme çayları atlayarak,

Şöyle bir nefes aldım EYNAL’a uğrayarak.

Bir sıcak can varmış gerçek suyunda,

Değerken ellerime kireç olmuş ak toprak…”

Evet, KÜTAHYA il merkezine 147 kilometre güneybatısında yer alan SİMAV ilçesinin üç sıcak su kaynağından birisi ve en önemlisi olan EYNAL KAPLICASI, ilçe merkezi SİMAV’ın 4 kilometre kuzeyinde Eğrigöz sıra dağlarının güney zirvesi GÖLCÜK DAĞI’nın (1856 metre) güney eteğinde yer almaktadır. Bugün SİMAV BELEDİYESİ tarafından işletmesi yapılan Eynal Kaplıcası otel, motel ve hamam tesislerinin yer aldığı 1.000 (Bin) yatak kapasiteli, Bakanlıkca 1989 yılında TERMAL TURİZM MERKEZİ ilan edilmiştir.

Dünyaca ünlü Türk gezgini EVLİYA ÇELEBİ’NİN 337 yıl önce (1671yılı) kalıp yıkandığı ve övgülü sözlerle SEYAHATNAMESİNE kaydettiği Türkiye’nin tek kaplıcasıdır.

Simav ilçesinde eski çağlardan beri günümüze süzülerek gelmiş öz be öz TÜRKÇE bir isim olan EYNAL adı malesef ne anlam yüklü olduğunu hemen hemen hiç kimseler bilmez. Günümüzden 18 yıl önce İzmir Adliyesinden ve CHP izmir İl Başkanlığından tanıdığım Profesör Bilge Umar ağabeyim (1990 yılı) bana içinde ‘Simav’ ismininde ne anlama geldiğini yazmış olduğu “Türkiye Halkının İlk Çağ Tarihi” ismindeki iki ciltlik eserini imzalayarak hediye etmişti. Bilge ağabeyimden bu eserinden iki cilt daha isteyerek Simav Ortaokulundan sosyal Bilgiler öğretmenim Ankara-Polatlı doğumlu ERTUĞRUL ERDOĞDU ismine imzalatarak Simav’a göndermiştim. Çünkü o sıralar Ertuğrul hocam ve Balıkesir-Gönen doğumlu CİHAT PALA hocam bir “SİMAV” kitabı hazırlıyorlardı…Saygıdeğer öğretmenlerimin ortak isimle yayınladıkları “SİMAV” kitapları 1991 yılında Belediyemiz sponsorluğu ile 2007 yılındaki 2.ci basımı Kaymakamlığımız sponsorluğu ile basılmış İlçemiz kültür yaşamında yerini almıştır. Ancak 1990 yılı kitabında “Simav “adının LUVİCE “Göl kıyısında,tırmanış yolunda Yamaçtaki şehir” anlamını yazan Prof Bilge Umar, iki yıl sonra (1993) bastırdığı eserinde ise SİMAV adının anlamı ile ilgili tezlerimi GERİ alıyorum. Bu isim “Ana Tanrıça Kibele’ye” işaret etmektedir şeklinde düzeltme de yapmıştı…

Neyse 18 yıl önce Profesör Bilge Umar ağabeyimi İzmir-Alsancak’daki Gümrük Dalyan İş hanındaki bürosuna ziyaretlerimden birinde ‘EYNAL’ ismi ne anlama geliyor diye sormuştum. Bilge ağabeyimde “Ermenice” den geliyor olabilir demesin mi!

Bu Ermenice’den geliyor olabilirliliği kafama takıldı….Çünkü Kütahya İL Merkezinde Osmanlı dönemi bir Ermeni Mahallesinden söz ediliyorsada SİMAV ilçesinde tek bir Ermeni’nin yaşadığı salnamelerde kayıtlı değildir…Ama bazı yıllarda Osmanlı Memuru ve tüccarı olarak gelen giden Ermeni vatandaşı olmuş işte o kadar…

İşte bende 1990 yılından beri boş oturmayıp EYNAL adının anlamı üzerine epey eser ve döküman inceledim….ve şu satırlarla görüşlerimi sizlere duyurmayı GÖREV bildim…

Evet, bugün EYNAL isminin anlamını yaygın olarak şu öyküyle anlatırlar…Güya günümüzden 500 yıl kadar önce bugünkü kaplıca önünde hayvanlarını otlatan iki çobandan biri kaybolan koyununu bir KOVUK=oyuk’tan içeri girip aramaya başlar….eski hamam harabelerine ve sıcak sulara rastlar…Yukarıdaki Çoban arkadaşıda kovuktan içeri giren arkadaşını merak ederek seslenir nerdesiiiin diye…..içerdeki çobanda, yukarıdaki arkadaşına aşağıya “EN-GEL” =İn’de gel” diyerek içerdeki sıcak suların varlığını göstermek ister…İşte Simav şivesinde in-gel ‘EN GEL’ olarak söylendiğinden bu kaplıcamıza yöre halkı “ENGEL” adını vermiştir şeklinde bir söylence vardır…Gerçekten ben dahil öz Simavlılar bu kaplıcamıza hala ENGEL şekliyle söyleriz…

Şimdi bu EYNAL adı nerden çıkmış olabilir kayıtlar nelermiş bir göz atalım mı?..İlçemiz Demirciköy eşrafından saygıdeğer ağabeyim DR.RECEP ALBAYRAK, 1997 yılında yayınladığı Osmanlı Döneminde Simav isimli eserinin 166 sayfasında konu ettiği EYNAL şöyledir…Başbakanlık arşivlerinde 1530 yılına ait 438 numaralı tahrir defterinde Simav ilçesine bağlı vakıf köyler listesinde 98.sırada KARYE-İ EYNEL yani EYNEL(Eynal) Köyü bulunmaktadır kaydını düşmüştür…

Şimdi EYNAL KAPLICAMIZIN eteğinde bulunduğu GÖLCÜK DAĞIMIZIN ardındaki kayıtlara bakalım mı?..Orada da vakfedilmiş bir Şeyh EYNAL zaviyesi diye bir kayıt var…yani iki vakıf köy ve yer….aynı isimle söyleniyor….

Yine 997/ 1530 tarihli 438 numaralı Osmanlı Muhasebei Vilayeti Anadolu isimli mufassal tahrir defetrinde GÖLCÜK DAĞIMIZIN arkasında yer alan HİSARCIK İLÇESİNDE(Önceden EMET’e bağlıydı) Beşi vakıf olmak üzere 6 ÇİFTLİK kayıtlıdır… HİSARCIK’ın YONCAAĞAÇ KÖYÜNDE kurulu bulunan ŞEYH EYNAL ZAVİYESİNİN VAKFIDIR…Burası FATİH Sultan Mehmet döneminde tımar toprağı yapılmış 2.BAyezit devrinde eski statüsüne kavuşmuş ve sultan hükmüyle VAKIF ARAZİLERİ ŞEYH İNEGÖL’ün kardeşi Hakkı BALA’ya şart edilmiştir. ŞEYH EYNAL ZAVİYESİ VAKFININ 979/ 1471 yılındaki geliri 150 akçe olarak toplandığı YAZILIDIR….

Evet Komşu HİSARCIK ilçesinde YONCAAĞAÇ köyünde zaviyesi olduğunu öğrendiğimiz ŞEYH EYNAL KİMDİR?…tesadüfe bakarmısınız HİSARCIK-GEDİZ arasında yer alan YukarıYoncaağaç köyündede bugün bir ILICA vardır…Yine bu köye komşu Hamamköy Ilıcası yer alıyor…..1471 yıllarında ŞEYH EYNAL kimse herhalde hep sıcak su kenarlarınamı kondu…ya da buraların işletmesini mi aldı…ya da buraları fetheden görevlimiydi?…

EYNEL ve EYNAL isimleri için Orta Asya GÖKTÜRK DEVLETİNE doğru uzandığımızda 6. ve 7 yüzyıllarda bu isim şöyle karşımıza çıkıyor…İkinci Göktürk Devletinde (716 yılı) AŞİNA KUTLUG KAĞAN (İLTERİŞ) ın kardeşi KAPGAN KAĞAN’ın oğlu ” İNİ-İL KAĞAN” İsmine ulaşıyoruz…’Küçük kağan’ yani yönetici” …..(Kaynak:KÖKTÜRK TARİHİ_Doç.Dr.Sadettin Gömeç-1997 sayfa 59) Bu “İNİ-İL”bazı söylemlerde İNAL=YINAL=EYNAL=EYNEL şekilleri ile de yazılabiliyor.

Tabiki bir idari(Yönetici) askeri ünvan olduğu belitiliyor… Ve işte şu kaynağımız ” Eski Türk Devletlerinde idari-Askeri ünvan ve terimler-Prof.Dr.ABDÜLKADİR DONUK-1988″ *İNAL-YINAL=(ibizcede EYNAL’A)’ şu açıklığı getiriyor…. Göktürklerden sonra UYGUR Türklerinin Budist yazıtlarında ” inal” olarak ünvan olduğu, Divanı Lügati Türk kitabına görede ” anası hatun kökten babası halktan olan gençler için” kullanılan bir hitap olarak tarif ediliyormuş…Yine Kutatgu BİLİG kitabına göre ise ” BEYZADE,İNANILIR İNSAN” anlamları diye tanıtılmış.

Büyük Selçuklu Prenslerinden Sultan Tuğrul Bey’in üvey kardeşi ünlü kumandan İBRAHİM YINAL da aynı ünvanı taşıyordu.Yine 1133 yılında bir Türk kumandanı aynı isimle tarih kitaplarında yazılı…Farsça(İRAN) Oğuz Hakan Destanında da “Kayı İNAL” adında ikinci kelime aynı ünvanı gösteriyor… Ayrıca KIPÇAK HANLARINDAN birinin adıda “İNAL ÖZ” dür..bu tabir ihtimal Çağatay Türkçesinde de mevcut olup, KIRGIZ Türkleri arasında da “HÜKÜMDAR” ve Ebul Gazi’ye göre ise (17.Asır) Moğol Taciklerinde “PADİŞAH” tabirlerine rastlanıyor…
Göktürk dönemini başlangıç yaptığımızda İN EL KAĞAN’dan sonra Türk lehçeleri olan Çağatay,Harzem,Kuman-KIPÇAK,Türkmen,Selçuklu,Osmanlı dönemlerinde çoğunlukla “dost,mahrem arkadaş,DEVLETTE YÜKSEK TEMSİLCİ, (günümüzde ise) ‘Bakan’ anlamlarının yüklü olduğu kaydediliyor…

SONUÇ; Simav Eynal Kaplıcaları adını 1350-1400 yılları arasında TÜRK ORDULARI ile bölgeye gelen bir komutan-din adamı veya yönetici İSMİNDEN alıyor olabilir…Simav ile Hisarcık ilçelerini birbirinden ayıran gölcük dağı her iki eteğinde ILICA-KAPLICA yerleşimlerinde ismi bulunmaktadır…EYNAL’ın bir şahıs ismi olduğunu ve anlamının ise Göktürklerden Osmanlıya kadar “YÖNETİCİ” bir sıfat olduğu anlaşılıyor…Bugün Bu Eynal ismini halkımız “ÜNAL” söylemiyle yaşattığını görüyoruz…

TÜM OKUYUCULARIMA VE HEMŞEHRİLERİME SAYGI VE SELAMLARIMLA…

“BİLMEYENLER NE BİLSİN BİZİ,BİLENLERE SELAM OLSUN” -Yunus Emre-

Alaattin Gürırmak


AKP’nin 15 hatası

Mart 31, 2009

ÖNCE adını koyalım: AKP 22 Temmuz seçim zaferiyle kıyaslandığında sadece oransal oy kaybına uğramakla kalmadı. 22 Temmuz gecesine göre 1 milyon 46 bin oy kaybetti. Hem de 6 milyon yeni seçmenin katıldığı bir seçimde!

Üstelik AKP seçimde ilk beşe girenler arasında mutlak olarak oy kaybeden tek partiydi.

CHP oyunu 1 milyon 800 bin, MHP 1 milyon 326 bin, Saadet 1 milyon 210 bin artırdı.

DTP’nin oyu, geçen genel seçimdeki bağımsız oylarının 400 bin kadar üstündeydi.

Yani diğer partiler genç seçmenden oy toplarken AKP mevcut oyunu bile koruyamadı.

Bu, AKP için ilk derstir.

* * *

Ekonomik kriz ve artan işsizlik, iktidar partisinin oy kaybında ciddi rol oynadı mı?

Tayyip Erdoğan o kanıda, AKP için anket düzenleyen danışman şirketler de öyle.

Mesela, ANAR’ın anketleri son iki haftada AKP’de baş döndüren hızla oy kaybına işaret ediyor.

Demek ki “kriz teğet geçiyor” diye hafife alınırken aniden ve peş peşe paketler açılması boşuna değil.

Yine de krizin AKP’ye henüz büyük hasar vermiş olabileceğini düşünmüyorum.

Çünkü aksi halde, AKP her biri sanayi kenti olan ve artık durgunluk/işsizliğin kol gezdiği… Bursa, Denizli, Kocaeli, Gaziantep ve Kahramanmaraş’ta bu kadar başarılı sonuç alamazdı.

Ekonomik kriz şiddetini artırırken AKP’deki oy kaybı hızlanabilir.

Bu AKP için alınması gereken ikinci derstir.

* * *

İktidar partisi 81 ilin 60’ında İl Genel Meclisi oyları açısından ilk sırada.

Ve fakat seçmenin birinci parti tercihi, belediye başkanı seçimine tam yansımadı.

O yüzden AKP önde gittiği 60 ilden sadece 43 tanesinde belediyeyi kazandı.

Belli ki 15 ilde, AKP’nin aday seçimi yanlıştı veya sorunluydu.

Bu hataları tartışmak, AKP için üçüncü derstir.

* * *

Seçmen, Başbakan’ın kampanya üslubunu çok beğendi mi, pek sanmam.

Artık 2 veya 2.5 partilik siyaset yelpazesinin tarihe karıştığı da belli.

Şöyle ki; genel seçim olsaydı yüzde 10 barajı nedeniyle Meclis’te temsil edilmeyecek… DTP, Saadet, DP, BBP ve DSP oylarının toplamı yüzde 20’ye ulaşıyor.

Siyasette merkezde buluşma, birleşme dönemi kapanıyor… Merkezkaç başlıyor.

Bir sonraki seçimde tek parti iktidarı yerine koalisyon ihtimali beliriyor.

Bu sadece AKP’nin değil Türkiye’nin de tartışması gereken derstir.

Güneydoğu’ya dikkatle bakalım

İKTİDARIN en tecrübeli isimlerinden Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile telefonda sohbet ettik. Çiçek dedi ki, “Her parti bu seçimde ne kazandığı kadar, neden daha fazla oy veya başkanlık kazanamadığına da kafa yormalı, biz öyle yapacağız.”

Ama Cemil Bey’in bir de bütün partilere dönük çağrısı vardı. Önemsedim, paylaşıyorum:

“Türkiye’nin belirli bir bölgesinde DTP’den başka parti kalmadı. Iğdır’ı da aldılar, yani Ermenistan sınırındalar. AKP o bölgede sadece Mardin’i kazandı. Tamam, Ankara’yı aldık diye sevinebiliriz, CHP de İzmir’i aldık diye övünebilir. Ama bu kutlamanın Türkiye’nin güvenlik açısından sorunlu bölgesine yardımı olmaz. Oraya ayrıca dikkatle bir bakmak gerekir.”

Gün içinde temas ettiğim diğer bakan ve parti yöneticilerinin de oy kaybı kadar Güneydoğu’daki yeni yerel harita üzerinde durduklarını yazmazsam AKP’ye haksızlık etmiş olurum.

Enis BERBEROĞLU – HÜRRİYET
eberber@hurriyet.com.tr


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.